Kredi - Kredi Kartı

Piyasalarda çeşitlendirme şart: Altın öne çıkabilir

ABD Hazine tahvillerinde yüzde 5’in üzerindeki getiriler yatırımcıların ilgisini çekerken, Man Group Baş Piyasa Stratejisti Kristina Hooper, yükselen uzun vadeli tahvil getirilerinin finansal piyasalar ve ABD ekonomisi açısından risk oluşturduğunu belirtti.

Kitco News’e değerlendirmelerde bulunan Hooper, özellikle yüksek ABD kamu borcu nedeniyle uzun vadeli tahvil getirilerindeki yükselişi yakından takip ettiğini söyledi.

Hooper’a göre yüksek tahvil getirileri, özellikle teknoloji gibi uzun vadeli büyüme beklentilerine daha duyarlı sektörlerde hisse senetleri üzerinde baskı oluşturabilir. Ancak riskler yalnızca hisse piyasalarıyla sınırlı değil.

Yüksek borçlanma maliyetlerinin, hükümet bütçesinin önemli bir bölümünün borç servisine ayrıldığı bir ortamda daha sorunlu hale geldiğini belirten Hooper, mevcut tablonun mali sürdürülebilirlik açısından endişe verici olduğunu ifade etti.

Ekonomik büyümenin güçlenmesinin tahvil getirilerindeki yükselişin nedenlerinden biri olabileceğini belirten Hooper, buna rağmen yüksek faizlerin mali görünümü zorlaşan ekonomi ve piyasalar açısından önemli sonuçlar doğurduğunu söyledi.

Yatırımcıların yüzde 5 seviyesindeki 10 yıllık ABD Hazine tahvil getirisini cazip bir giriş noktası olarak görebileceğini belirten Hooper, uzun vadeli tahvillere yönelik temkinli yaklaşımını koruduğunu ifade etti.

Hooper, 10 yıllık tahvil getirisinin ne kadar yükselebileceğine ilişkin kesin bir hedef vermedi ancak mevcut seviyelerden daha fazla yükselme ihtimalinin bulunduğunu söyledi.

Bu belirsizlik ortamında yatırımcıların tek bir ekonomik senaryoya yoğunlaşmak yerine portföylerini geniş biçimde çeşitlendirmesi gerektiğini belirten Hooper, uluslararası hisse senetleri ve sabit getirili varlıkların yanı sıra emtialar ve alternatif yatırımların da portföylerde yer alabileceğini ekledi.

Hooper, enflasyonun yüksek kalması ve ekonominin stagflasyona yönelmesi halinde emtiaların önem kazanabileceğini belirtti.

Emtiaların tarihsel olarak enflasyon dönemlerinde güçlü performans gösterebildiğini ifade eden Hooper, trend takip eden bazı alternatif yatırım stratejilerinin de uzun süreli fiyat hareketlerinden fayda sağlayabileceğini söyledi.

Altının da stagflasyon ortamında portföylerde önemli bir rol oynayabileceğini belirten Hooper, yükselen faizlerin getiri sağlamayan altın için fırsat maliyetini artırarak baskı yaratabileceğini kabul etti.

Buna karşın Hooper, altının geçmişte geniş çaplı enflasyon dönemlerinde, özellikle 1960’ların sonundan 1980’lerin başına kadar uzanan yoğun stagflasyon döneminde güçlü performans gösterdiğine dikkat çekti.

Hooper, ABD’de enflasyonist baskıların yakın zamanda sona ermek yerine yeniden güçlenebileceği görüşünde.

Federal Rezerv’in enflasyonu kontrol altına alıp alamayacağının belirsiz olduğunu belirten Hooper, politika yapıcıların aynı anda birden fazla fiyat baskısıyla karşı karşıya olduğunu dile getirdi.

Orta Doğu’daki savaş, Rusya-Ukrayna savaşı, tarifeler, göç politikaları ve yapay zeka altyapısına yönlendirilen yüksek miktardaki yatırımların enflasyonist baskı yaratabilecek unsurlar arasında bulunduğunu belirtti.

Tarifelerin tek seferlik bir enflasyon şoku olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, yeni tarifelerin zaman içinde bir dizi küçük fiyat şoku oluşturabileceğini ifade etti.

Ayrıca mevcut baskıların önemli bölümünün arz kaynaklı olduğuna dikkat çekerek para politikasının talep kaynaklı enflasyonla mücadelede arz kaynaklı enflasyona kıyasla daha etkili olduğunu kaydetti.

Bu durumun ABD ekonomisinde stagflasyon riskini artırabileceğini belirten Hooper, daha düşük büyüme ile kalıcı enflasyonun aynı anda görülmesi ihtimaline dikkat çekti.

mugisnot.com