Kredi - Kredi Kartı

Küresel tahvil piyasalarında enflasyon ve borç endişesi baskısı

Küresel tahvil piyasalarında satış baskısı güçlenirken, ABD’den Japonya’ya ve Almanya’dan İngiltere’ye kadar uzun vadeli tahvil faizleri son yılların en yüksek seviyelerine ulaştı.

Petrol fiyatlarının yıl başından bu yana yaklaşık yüzde 50 yükselerek yeniden 90 doların üzerine çıkması, ABD-İran barış görüşmelerine yönelik umutların azalmasıyla enflasyon endişelerini yeniden gündeme taşıdı.

ABD’de 30 yıllık Hazine tahvili faizi 2007’den bu yana en yüksek seviyeye yükselirken, 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,74 civarında seyrediyor. Piyasada yüzde 5 seviyesi yakından izleniyor.

Son Hazine tahvil ihalelerinde de faizlerin yükselmesi dikkat çekti. 10 yıllık tahvil ihalesinde faiz yüzde 4,683 ile 19 yılın, 30 yıllık tahvil ihalesinde ise yüzde 5,216 ile 25 yılın en yüksek seviyesine çıktı.

Tahvil piyasasındaki satışların arkasında yalnızca enflasyon endişeleri bulunmuyor. ABD başta olmak üzere büyük ekonomilerde artan bütçe açıkları ve yüksek kamu borçları da yatırımcıların daha yüksek getiri talep etmesine yol açıyor. Ayrıca büyük yapay zeka şirketlerinin veri merkezi yatırımları için artan borçlanması, piyasadaki sermaye talebini artırarak tahvil faizleri üzerinde ek baskı oluşturuyor.

Japonya’da 10 yıllık devlet tahvili faizi yüzde 3’e yaklaşarak yaklaşık 30 yılın en yüksek seviyesine çıktı. Enflasyon endişelerinin yanı sıra Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) Eylül ayında faiz artırabileceği beklentisi tahvil getirilerini yukarı çekti.

Japonya’nın 30 yıllık tahvil faizinin de yüzde 4’ün üzerine çıkması, ülkenin geleneksel olarak ABD tahvillerine yatırım yapan yatırımcıların kendi piyasasına çekmeye başladı. Bu durum, ABD Hazine tahvillerine yönelik yabancı talebinin zayıflayabileceği endişelerini artırıyor.

Japonya’nın Haziran ayında ABD Hazine tahvili varlıklarını azaltması da dikkat çekti. Analistler, bunun Japonya’nın ABD tahvillerinden tamamen uzaklaştığı anlamına gelmediğini ancak Washington’ın yeni tahvil arzının mevcut faiz seviyelerinde yabancı yatırımcılar tarafından eskisi kadar kolay karşılanacağını varsayamayacağını belirtiyor.

Avrupa’da Almanya’nın 10 yıllık tahvil faizi 2011’den bu yana en yüksek seviyeye ulaşırken, Fransa’da getiriler 2009’dan bu yana zirveyi gördü.

İngiltere’nin 30 yıllık borçlanma maliyeti ise Mayıs ayında görülen ve 1998’den bu yana en yüksek seviyeyi temsil eden zirveye yaklaştı.

Avrupa’da yüksek kamu harcamaları ve borç seviyeleri, enflasyonun yanı sıra tahvil piyasası üzerindeki baskıyı artırıyor. İklim kaynaklı aşırı hava olaylarının kamu harcamalarını dah da artırabileceği endişesi de risklere ekleniyor.

Almanya’daki sıcak hava dalgasının Ren Nehri’ndeki su seviyelerini düşürerek tedarik zincirlerinde aksamalara yol açması, enflasyon baskılarının yalnızca enerji fiyatlarından kaynaklanmadığını gösteriyor.

Küresel tahvil piyasalarındaki satışların etkisi finansal piyasalarla sınırlı kalmıyor. Devlet tahvilleri, şirket kredileri ve konut kredileri başta olmak üzere ekonomideki diğer borçlanma maliyetleri için temel gösterge niteliğinde bulunuyor.

Bu nedenle uzun vadeli faizlerdeki yükseliş, finansal koşulları sıkılaştırarak ekonomik büyümeyi yavaşlatabilir ve son dönemde rekor seviyelere ulaşan hisse senedi piyasaları üzerinde baskı oluşturabilir.

Öte yandan bazı yatırımcılar yükselen tahvil getirilerini cazip bir alım fırsatı olarak değerlendiriyor. Ancak analistler, özellikle ABD’de 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5 seviyesini aşmasının piyasalar açısından kritik bir eşik olabileceğine dikkat çekiyor. Böyle bir yükselişin yatırımcı güvenini zedeleyerek tahvillerin yanı sıra diğer finansal varlıklarda da satış baskısını artırabileceği belirtiliyor.

mugisnot.com