İran, ABD ve İsrail ile yaşanan çatışmaların ardından sahada kısmi bir avantaj elde etmiş görünse de ekonomideki ağır hasar ülkenin geleceğine dair ciddi soru işaretleri yaratıyor.
Haftalar süren saldırılar sonucunda sanayi tesisleri, enerji altyapısı ve ulaşım ağları büyük zarar görürken, işsizlik artışı ve fiyatlardaki sert yükseliş halkın alım gücünü önemli ölçüde zayıflattı.
Uzmanlar, İran ekonomisinin zaten yaptırımlar, yüksek enflasyon ve yapısal sorunlar nedeniyle kırılgan olduğunu, savaşın bu tabloyu daha da ağırlaştırdığını belirtiyor. Ekonomideki daralmanın bu yıl yüzde 10’a ulaşabileceği tahmin edilirken, milyonlarca kişinin gelir ve iş kaybı yaşadığı ifade ediliyor.
Sanayi tarafında ise tablo daha da çarpıcı. Güney Pars doğalgaz sahası ve büyük petrokimya tesisleri gibi kritik üretim merkezlerinin hedef alınması, zincirleme etki yaratarak birçok işletmenin faaliyelerini durdurmasına yol açtı. Çelik ve sanayi bölgelerinde yaşanan kapanmalar, binlerce çalışanın işsiz kalmasına neden oldu.
Ekonomik zorlukların yanı sıra İran’ın Körfez ülkeleriyle ticari ilişkilerinin zarar görmesi de toparlanmayı zorlaştırıyor. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri ile bağların zedelenmesi, dış ticaret açısından önemli bir kayıp olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre bu güven kaybı yıllarca sürebilir.
İran yönetimi için en kritik başlıklardan biri ise yaptırımların kaldırılması ihtiyacı. Analistler, uluslararası yaptırımların hafifletilmemesi halinde hükümeti maaş ödemeleri ve altyapı yatırımları gibi temel yükümlülükleri bile karşılamakta zorlanabileceğini belirtiyor.
Sokaktaki vatandaşlar açısından ise kriz giderek daha görünür hale geliyor. Fiyatların savaşın başlangıcından bu yana bazı ürünlerde yüzde 40’a varan artış göstermesi, tüketimin yalnızca temel ihtiyaçlarla sınırlanmasına yol açtı.
İşletmelerin kapanması ve ekonomik belirsizlik, toplumsal huzursuzluk riskini artırırken, geçmişte yaşanan protestoların yeniden gündeme gelebileceği ifade ediliyor.
Tüm bu gelişmeler, İran için askeri kazanımların kısa vadeli kalabileceğini ve asıl belirleyici faktörün ekonomik toparlanma süreci olacağını ortaya koyuyor.
mugisnot.com