ABD Merkez Bankası (Fed), politika faizini yüzde 3,50 – 3,75 aralığında sabit tutarken karar, üç üyenin faiz artırımı yönünde karşı oy kullanması nedeniyle piyasalarda “şahin bekleyiş” olarak yorumlandı.
Yeni Fed Başkanı Kevin Warsh’ın önceki yönetimlerin aksine geleceğe yönelik net yönlendirmeler vermekten kaçınması, yatırımcıların para politikasına ilişkin belirsizlik algısını güçlendirdi.
Warsh, enflasyonun hedefe dönmemesi halinde gelecek toplantılarda gerekli adımların atılacağını vurgularken, herhangi bir tarihe işaret etmedi. Bu durum, yatırımcıların Fed’in sonraki hamlesini ekonomik veriler üzerinden tahmin etmeye çalışacağı yeni bir dönemin başladığı şeklinde değerlendiriliyor.
Analistler, bu yaklaşımın finansal piyasalardaki dalgalanmayı artırabileceğini belirtiyor. Kararın ardından vadeli piyasalarda Eylül ayında faiz artırımı beklentisi kısa süreliğine yüzde 77’ye kadar yükselirken, daha sonra yaklaşık yüzde 57 seviyesine geriledi. Piyasalar 2026 sonuna kadar toplam 35 baz puanlık ek faiz artışı fiyatlamaya devam ediyor.
Fed’in faiz artırmamasına rağmen şahin söylemini koruması, hisse senedi piyasaları üzerinde baskı oluşturdu. Uzmanlara göre yüksek faizlerin daha uzun süre korunabileceği beklentisi şirketlerin finansman maliyetlerini artırırken, riskli varlıklara yönelik iştahı da sınırlıyor. Aynı zamanda yatırımcıların para piyasası fonları ve kısa vadeli ABD tahvilleri gibi daha güvenli yatırım araçlarına yönelmesi bekleniyor.
Tahvil piyasasında ise uzun vadeli faizler son iki ayda Fed herhangi bir adım atmadan belirgin şekilde yükseldi. Temmuz ayında ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yaklaşık 27 baz puan artarak Mart ayından bu yana en güçlü aylık yükselişini kaydetti.
Analistler, piyasanın artık Fed’in yönlendirmesinden ziyade enflasyon ve büyüme verilerine odaklanacağını, bunun da hem tahvil hem de hisse senedi piyasalarında daha sert fiyat hareketine zemin hazırlayabileceğini ifade ediyor.
mugisnot.com