Türk bankacılık sektöründe fonlama maliyetlerindeki gerileme ve kredi büyümesindeki toparlanma öne çıkarken, takipteki kredilerdeki artış aktif kalitesine yönelik riskleri gündemde tutuyor. PhillipCapital Araştırma’nın 23 Ekim 2026 tarihli haftalık değerlendirme raporunda, sektörün fonlama koşulları, kredi gelişmeleri, kârlılık görünümü ve borsa performansı ele alındı.
Rapora göre, haziran sonunda yüzde 49,20 olan mevduat maliyeti, 16 Ekim ile biten haftada yüzde 43,22’ye geriledi. Fonlama maliyetlerindeki bu düşüşün bankaların marjlarını destekleyebileceği değerlendirildi. Ancak kredi ve mevduat faizleri arasındaki makas, son haftada önceki dönemdeki yükselişin ardından daraldı.
9 Ekim haftasında 11,67 seviyesinde bulunan TL kredi/mevduat faiz makası, 16 Ekim haftasında 8,87’ye geriledi. Böylece gösterge, 13 haftalık ortalama olan 10,06’nın altına indi. Bu hareket, fonlama maliyetlerindeki düşüşe karşın kredi-mevduat faiz farkındaki seyrin bankaların marj görünümü açısından izlenmeye devam ettiğini gösterdi.
Bankacılık sektöründe kredi büyümesi toparlanmasını sürdürdü. TL kredi büyümesi yıllık bazda yüzde 38,8’e, toplam kredi büyümesi yüzde 34,6’ya yükseldi. Yabancı para kredi büyümesi de yıllık yüzde 27,8 seviyesine ulaşarak belirgin bir toparlanma gösterdi.
Buna karşılık takipteki kredilerdeki artış dikkat çekti. Toplam takipteki kredi oranı, 16 Ekim haftasında yüzde 3,19’a çıktı. Tüketici kredilerinde bu oran yüzde 5,05, kredi kartlarında yüzde 5,76 ve KOBİ kredilerinde yüzde 4,11 olarak kaydedildi. Taksitli ticari kredilerde takipteki kredi oranı yüzde 3,89’a, taşıt kredilerinde ise yüzde 1,36’ya yükseldi. Konut kredilerinde oran yüzde 0,22 ile düşük seviyesini korudu.
Veriler, takipteki kredi oranlarının kredi türlerine göre farklılaştığını ortaya koydu. Özellikle tüketici kredileri ve kredi kartlarındaki oranların sektör genelinin üzerinde seyretmesi, aktif kalitesi görünümünün izlenmesi gereken başlıklar arasında yer aldığını gösterdi.
Borsa İstanbul’da bankacılık endeksi (XBANK), haftalık bazda yüzde 2,94 geriledi. Sanayi endeksindeki (XUSIN) düşüş ise yüzde 6,90 oldu. Böylece bankacılık endeksi haftalık performansta sanayi endeksinin 3,96 puan üzerinde yer aldı.
Yılbaşından bu yana bakıldığında ise bankacılık endeksi yüzde 7,19 düşerken sanayi endeksindeki kayıp yüzde 1,55 seviyesinde kaldı. Bu görünüm, bankacılık hisselerinin son haftada sanayi hisselerine kıyasla daha sınırlı gerilediğini, ancak yıl genelinde daha zayıf performans sergilediğini ortaya koydu.
PhillipCapital’in takip ettiği bankaların bir yıl ileriye dönük ortalama fiyat/kazanç (F/K) çarpanı 3,38, fiyat/defter değeri (F/DD) çarpanı ise 0,72 seviyesinde hesaplandı. Raporda ayrıca bankaların 2027 yılı net kâr tahminlerinin genel olarak 2026 tahminlerinin üzerinde olduğu öngörüldü.
Sektör verileri, bankalar açısından hem destekleyici hem de risk oluşturan gelişmelere işaret ediyor. Mevduat maliyetlerindeki gerileme fonlama giderlerini azaltarak kârlılığı destekleyebilirken kredi-mevduat faiz makasının yeniden daralması, net faiz marjlarının seyrini önemli hale getiriyor.
Diğer taraftan takipteki kredi oranlarındaki yükseliş, bankaların aktif kalitesi ve olası karşılık giderleri açısından izlenmesi gereken bir risk unsuru olarak öne çıkıyor. Bu nedenle kredi büyümesindeki hızlanmanın yanı sıra kredilerin geri ödeme performansı ve bankaların risk maliyetleri de önem taşıyor.
Borsa performansı tarafında bankacılık endeksinin haftalık bazda sanayi endeksinden daha sınırlı gerilemesi, kısa vadede göreli olarak daha dirençli bir görünüm ortaya koydu. Ancak yılbaşından bu yana bankacılık endeksinin daha fazla değer kaybetmesi, bu tablonun uzun dönemli performansla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.
Raporda yedi banka hissesi için hedef fiyatlar ve getiri önerileri de paylaşıldı:
Cari fiyatlar 15 Ekim 2026 itibarıyla belirtilirken, en yüksek hesaplanan yükseliş potansiyeli yüzde 89 ile TSKB için öngörüldü.
mugisnot.com