Küresel Ticaret Dengelerinde Dikkat Çekici Değişimler
ABD Başkanı Donald Trump’ın göreve gelmesinin ardından geçen bir yıl içinde, dünya genelindeki ticaret dengelerinde önemli değişiklikler gözlemleniyor. Washington’un yürüttüğü agresif ticaret ve dış politika stratejileri, pek çok ülkeyi Çin ile ilişkilerini yeniden gözden geçirmeye sevk etti.
Çin’in Rekor Ticaret Fazlası ve Yenilenen İlişkiler
Bu süreçte, Çin 2025 yılı itibarıyla 1,2 trilyon dolarlık bir ticaret fazlası elde etti. Aylık döviz girişleri ise 100 milyar dolara ulaşarak, tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı. Analistler, Pekin’in ABD’ye göre “daha öngörülebilir ve istikrarlı bir ticaret ortağı” olarak algılandığını belirtiyor.
Bu hafta İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın 2018’den bu yana Çin’e gerçekleştireceği ilk ziyaret, bu yeni yönelimin önemli bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Starmer’dan önce, Kanada Başbakanı Mark Carney de Pekin’i ziyaret ederek, iki ülke arasında ticaret engellerini azaltan bir ekonomik anlaşmaya imza atmıştı. Carney, Çin’i “daha güvenilir bir ortak” olarak tanımladı.
ABD Riskini Azaltma Çabaları
Sadece Batı ülkeleri değil, Avrupa Birliği ve Hindistan da ABD kaynaklı riskleri azaltma çabası içindeler. Bu iki taraf, uzun zamandır beklenen serbest ticaret anlaşmasını tamamlayarak, karşılıklı ticareti 2032 yılına kadar iki katına çıkarmayı hedefliyor.
Trump’ın ikinci başkanlık döneminin başlangıcında, Çin’e uygulanan gümrük tarifelerinin %100’ün üzerine çıkarılması, gerilimi artırdı. Ancak Pekin, ihracatını ABD dışındaki pazarlara kaydırarak bu etkileri sınırlamayı başardı.
Çin Ekonomisindeki Büyüme ve Doların Zayıflığı
2025 yılında Çin’in ABD’ye ihracatının %20 azalması beklenirken; Afrika’ya %25,8, Güneydoğu Asya’ya %13,4 ve Avrupa Birliği’ne %8,4 oranında artış yaşanması öngörülüyor. Zayıf iç talep ve emlak sektöründeki durgunlukla birlikte, Çin ekonomisi 2025’te %5 büyüme hedefine ulaşmayı başardı. Yabancı yatırımları teşvik eden adımlar, döviz rezervlerinin 3,36 trilyon dolara çıkarak 10 yılın zirvesine ulaşmasına yardımcı oldu. Şanghay Borsası ise son bir yılda %27 değer kazanarak, ABD borsalarını geride bıraktı.
Trump’ın öngörülemez politikaları nedeniyle doların cazibesi azalırken, Çin yuanının uluslararası alanda kullanımını artırma hedefleri hız kazandı. Bugün, Çin’in sınır ötesi işlemlerinin yarıdan fazlası yuan cinsinden gerçekleştirilirken, dış kredi işlemlerinin de neredeyse yarısı yine yuan ile yapılıyor.
Uzman Görüşleri ve Gelecekteki Riskler
Ancak, bazı uzmanlar bu olumlu tabloya temkinli yaklaşıyor. Brookings Institution‘dan Patricia Kim, ABD’ye duyulan güvensizliğin otomatik olarak Çin’e güven anlamına gelmediğini vurguluyor. Pekin’in ticaret politikaları, ekonomik baskı unsurları ve bölgesel anlaşmazlıklar halen soru işaretleri barındırıyor.
Özetle, Trump’ın ilk yılındaki gelişmeler küresel ticaret haritasının yeniden şekillenmesine neden olurken, Çin birçok ülke için alternatif ve güçlü bir merkez haline gelmiştir. Ancak bu “Çin’e dönüş” süreci, beraberinde yeni riskler de getirmektedir.
mugisnot.com