Hürmüz Boğazı Krizi Enerji Tedarik Zincirlerini Tehdit Ediyor
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı, yayımladığı raporda Hürmüz Boğazı’nda meydana gelen krizin, küresel enerji ve sanayi tedarik zincirleri üzerinde önemli riskler yarattığını ifade etti. İran, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail arasında 28 Şubat’ta yaşanan çatışmaların ardından boğazda artan gerginliğin, petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ticaretinin geçiş noktalarından biri olan bu alanda belirsizlikleri artırdığı vurgulandı.
Petrol ve Sanayi Tedarikinde Riskler
Rapora göre, Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek herhangi bir kesinti, sadece enerji piyasalarını değil, aynı zamanda petrokimya, alüminyum ve diğer sanayi hammaddelerinin tedarikini de olumsuz etkileyebilir. Türkiye’nin Körfez ülkelerinden yıllık 700 milyon ile 1 milyar dolar arasında alüminyum ve yaklaşık 2 milyar dolar değerinde petrokimya hammaddesi ithal ettiği, bu ürünlerin büyük bir kısmının Hürmüz Boğazı üzerinden taşındığı belirtildi.
Tekstil ve Ambalaj Sektörlerinde Tehdit
Bunun yanı sıra, kriz tekstil ve ambalaj sektörlerinde kullanılan monoetilen glikol (MEG) tedarikinde de risk oluşturmakta. Türkiye’nin yıllık 700-900 milyon dolar değerinde MEG ithalatının %35-40’ının Körfez ülkelerinden geldiği ifade edildi.
Artan Maliyetler ve Makroekonomik Riskler
Değerlendirmede, artan navlun ve sigorta maliyetlerinin dış ticaretin toplam maliyetlerini artırabileceği, bunun yanı sıra gübre fiyatlarındaki olası artışın tarım maliyetleri ve gıda enflasyonu üzerinde olumsuz bir baskı yaratabileceği kaydedildi. Türkiye için en büyük makroekonomik riskin enerji fiyatları olduğu ve petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artışın cari açık üzerinde yaklaşık 4,5 ila 5 milyar dolar ek yük oluşturabileceği hesaplandı.
Hürmüz Boğazı’ndaki bu belirsizlikler, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin ekonomik dengeleri üzerinde önemli etkiler yaratabilir. Uzmanlar, bu durumu dikkatle izlemeye devam ediyor.
mugisnot.com