Kredi - Kredi Kartı

Fed kararı öncesi piyasalar: Dolar, altın ve Borsa İstanbul için iki senaryo

Küresel piyasalar, ABD Merkez Bankasının (Fed) 28 Ekim Çarşamba günü açıklayacağı para politikası kararına odaklandı. Yüksek enerji fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisi ve yılın kalanında faiz artışına gidilip gidilmeyeceği, yatırımcıların pozisyonlarını şekillendiren temel başlıklar arasında yer alıyor.

Önceki piyasa değerlendirmelerinde öne çıkan beklenti, Fed’in ekim toplantısında politika faizini yüzde 3,75-4,00 aralığında sabit tutması yönündeydi. Bununla birlikte enerji maliyetlerinin enflasyon baskısını artırması, aralık ayında yeni bir faiz artışı ihtimalini gündemde tutuyor.

Son değerlendirmelerde CME FedWatch verilerine göre ekim toplantısında faiz artırımı olasılığı yüzde 9,4, aralık ayında artırım olasılığı ise yüzde 79,4 düzeyinde fiyatlanıyor. Dün GCM Yatırım tarafından paylaşılan raporda ise Bloomberg swap piyasası fiyatlamalarına göre ekimde faiz artırımı ihtimali yüzde 10, aralıkta ise yüzde 77 düzeyinde olduğu aktarılmıştı.

Bu görünümde yatırımcılar yalnızca faiz kararını değil, Fed Başkanı Kevin Warsh’ın toplantı sonrasındaki açıklamalarını da izleyecek. Bankanın enflasyon ve faiz patikasına ilişkin vereceği mesajlar, piyasanın aralık ayına yönelik beklentilerini değiştirebilir.

Fed’in para politikasına ilişkin mesajları, küresel sermaye akımları ve gelişen ülke piyasalarına yönelik risk iştahı üzerinden Borsa İstanbul’u etkileyebilir. Faizlerin sabit tutulması ve ilerleyen dönemde sıkılaşmanın sınırlı kalacağına yönelik mesajlar, dolar ve ABD tahvil faizleri üzerindeki baskıyı azaltarak gelişen ülke varlıklarını destekleyebilir. Böyle bir tabloda Borsa İstanbul’da risk iştahının güçlenmesi mümkün olabilir.

Buna karşılık Fed’in enflasyonla mücadele kapsamında yeni faiz artışlarının gündemde kalacağına işaret etmesi, ABD tahvil getirilerini ve doları destekleyebilir. Küresel finansal koşulların sıkılaşması, gelişen piyasalara yönelik iştahı sınırlayarak Borsa İstanbul üzerinde baskı oluşturabilir.

Ancak BIST 100’ün yönünü yalnızca Fed kararı belirlemeyecek. Yurt içindeki ekonomik görünüm, şirketlere ilişkin gelişmeler ve yatırımcıların mevcut pozisyonları da fiyatlamada etkili olacak. Bu nedenle kararın ardından küresel piyasalarda oluşacak ilk tepkinin yanı sıra Borsa İstanbul’daki işlem hacmi ve sektörler arasındaki ayrışma da izlenecek.

Türkiye piyasaları açısından takvim de önem taşıyor. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle Borsa İstanbul’da 28 Ekim Çarşamba günü yarım gün işlem yapılacak. Fed kararının açıklanacağı gün işlem süresinin kısalması, karar öncesi pozisyonlanmayı ve fiyatların sınırlı işlem süresinde vereceği tepkiyi daha önemli hale getirebilir.

Fed kararı öncesinde altın fiyatları ons başına 4.000 dolar seviyesinin üzerinde tutunmaya çalışırken petrol fiyatlarındaki geri çekilme, enerji kaynaklı enflasyon endişelerini kısmen hafifletti. Kitco’nun pazartesi günkü piyasa raporuna göre altın ve gümüş, önceki haftaki sert kayıpların ardından toparlanırken yatırımcıların odağında ABD faizleri, dolar ve tahvil getirileri yer aldı.

Yurt içinde ise dolar/TL 27 Ekim sabahında 49,80 seviyesinde işlem gördü. Kurun yıl başından bu yana yükselmesi, TL üzerindeki değer kaybı eğiliminin sürdüğüne işaret ediyor. Fed’in faiz kararı, doların küresel seyrini değiştirebileceği için dolar/TL açısından da yakından izlenecek. Bununla birlikte kurun yönünde yalnızca Fed beklentileri değil, Türkiye’deki para politikası, enflasyon görünümü ve döviz piyasasındaki arz-talep dengesi de etkili olacak.

Fed’in faizleri sabit tutması ve sonraki döneme ilişkin daha ılımlı mesajlar vermesi, doların küresel ölçekte güç kaybetmesine zemin hazırlayabilir. Böyle bir tabloda dolar/TL üzerindeki dış kaynaklı yukarı yönlü baskı hafifleyebilir. Ancak bu durum, TL’nin dolar karşısında mutlaka değer kazanacağı anlamına gelmiyor. Kurun seyrinde yurt içi dinamikler de belirleyici olacak.

Buna karşılık Fed’in enflasyon risklerini öne çıkararak yeni faiz artışlarının gündemde kalacağı mesajını vermesi veya beklenmedik bir faiz artışına gitmesi, doların küresel gücünü destekleyebilir. Böyle bir senaryoda TL üzerindeki dış kaynaklı baskı artabilir ve dolar/TL’de yukarı yönlü hareketler görülebilir.

Kitco’nun teknik değerlendirmesinde ons altın için 4.032-4.075 dolar aralığı ilk önemli direnç bölgesi olarak öne çıktı. Bu aralığın aşılması halinde 4.160 ve 4.180 dolar seviyeleri sonraki direnç hedefleri olarak izleniyor. Aşağı yönlü hareketlerde ise 3.963 ve 3.946 dolar destek konumunda bulunuyor. 3.946 doların altına inilmesi halinde 3.890 ve 3.800 dolar seviyeleri gündeme gelebilir.

Paratic Piyasalar verilerine göre gram altın 6400 – 6420 TL seviyelerinde yatay bir görünüm sergiliyor. Haftalık yüzde 3’e yakın kayıpla işlem görürken, aylık kayıp yüzd 5’e yakın.

Gümüşte ise yukarı yönlü hareketin güç kazanması için 54,53-55,77 dolar aralığının aşılması gerekiyor. Bu bölgenin üzerinde 56 ve 57 dolar seviyeleri takip edilecek. Ons gümüş için aşağıda 53,46 dolar ilk destek olarak öne çıkarken bu seviyenin kırılması durumunda 52,41 ve 51 dolar seviyeleri gündeme gelebilir.

İran ve bölge ülkeleri arasındaki diplomatik temaslar petrol piyasasındaki arz endişelerini bir miktar azaltırken Hürmüz Boğazı çevresindeki güvenlik riskleri belirsizliği koruyor. Petrol fiyatlarının yeniden yükselmesi, enerji maliyetleri üzerinden enflasyon baskısını artırabilir ve Fed’in daha sıkı bir politika izlemesi gerektiği beklentisini güçlendirebilir.

Bu nedenle doların yönü ve ABD tahvil getirilerindeki hareket, yalnızca değerli metaller için değil, gelişen ülke piyasalarının görünümü açısından da önem taşıyor. Fed’in enflasyon karşısında temkinli duruşunu koruması doların güçlü kalmasını destekleyebilirken daha güvercin mesajlar değerli metallere ve riskli varlıklara alan açabilir.

Faiz sabit tutulur ve aralık için daha yumuşak mesaj verilirse: Fed’in politika faizini yüzde 3,75-4,00 aralığında koruması ve enflasyon görünümünde iyileşme olması halinde daha fazla sıkılaşma ihtiyacının azaldığına işaret etmesi, dolar ve ABD tahvil getirilerinde geri çekilmeyi destekleyebilir.

Bu durumda altın fiyatlarında toparlanma, küresel risk iştahında artış ve gelişen ülke varlıklarına yönelim görülebilir. Borsa İstanbul da küresel görünümden destek bulabilir. Ancak bu senaryonun gerçekleşmesi, faizlerin sabit tutulmasının yanı sıra Fed’in sonraki toplantılara ilişkin mesajlarına bağlı olacak.

Faiz sabit tutulur ancak yeni artışların sinyali verilirse ya da faiz artırılırsa: Fed’in enflasyon risklerini öne çıkarması ve yılın kalanında yeni faiz artışlarının gerekebileceğini belirtmesi, dolar ile ABD tahvil getirilerini yukarı taşıyabilir. Beklenmedik bir faiz artışı da küresel finansal koşulların daha uzun süre sıkı kalacağı beklentisini güçlendirebilir. Böyle bir durumda altın üzerinde baskı artabilir; gelişen ülke piyasalarında risk iştahı zayıflayabilir ve Borsa İstanbul’da satış baskısı oluşabilir.

Sonuç olarak piyasalar için belirleyici olan yalnızca Fed’in ekim ayında faiz artırıp artırmaması değil, aralık ayına ve sonraki döneme ilişkin nasıl bir politika patikası çizdiği olacak. Özellikle enerji fiyatları ve enflasyon görünümü, Fed’in mesajlarının piyasalardaki etkisini şekillendirecek temel unsurlar arasında yer alıyor.

mugisnot.com